Arabayı Arka Koltuktan Sürmek.. ve Nöroplastisite.

nöroplastisite → öğrenme → otomatikleşme → bilinçli beceriklilik

= NDR Öğrenmesi

Bu aşamaları bir kere sürecin içindeyken farkettiğimizde bundan sonrasında yaşadığımız her olaya, öğrendiğimiz ve geliştirmek istediğimiz her yeteneğe, psikolojik varoluşumuzdan günlük rutinlerimize kadar pek çok süreci daha sağlıklı ve sakin yönetebiliriz.

Gel ne demek istiyorum, detaylı bakalım.

Beynin Değişebilir: Nöroplastisite ve Bilinçli Beceriklilik

Hayatımızın büyük bölümünü otomatik olarak yaşıyoruz.

Bir şeyi nasıl yaptığımızı çoğu zaman düşünmüyoruz.
Neden öyle düşündüğümüzü düşünmüyoruz.
Neden aynı insanlara çekildiğimizi, aynı şeylere öfkelendiğimizi, aynı yerde sustuğumuzu, aynı tartışmaların içine tekrar tekrar girdiğimizi de…

Çünkü beynimiz öyle öğreniyor.

Ve öğrendiği şey yalnızca bilgi olmuyor.

Davranış biçimleri, düşünme biçimleri, dikkat kalıpları ve verdiğimiz tepkiler de zaman içinde otomatikleşebiliyor.

İşte burada nöroplastisite devreye giriyor.

Nöroplastisite nedir?

Nöroplastisite, beynin deneyim, öğrenme ve çevresel koşullar doğrultusunda yapısını ve işleyişini değiştirebilme kapasitesidir.

Yani yetişkin bir beynin “artık böyleyim” diyerek değişime kapandığı düşüncesi doğru değil.

Öğrenme ve deneyim, beynin bağlantılarında ve işleyişinde değişikliklere yol açabiliyor. Tekrarlanan deneyimler bazı sinaptik bağlantıları güçlendirebilir, bazılarını zayıflatabilir; beceri öğrenimiyle ilişkili beyin ağlarında işlevsel ve yapısal değişiklikler görülebilir.

Bunu çok basit bir şekilde şöyle düşünebiliriz:

Beyin, kullandığımız yolları öğrenir.

Bir düşünceyi ne kadar çok düşünürsek, bir davranışı ne kadar çok tekrar edersek, belirli bir durumda aynı tepkiyi ne kadar sık verirsek, o tepkinin ortaya çıkması zamanla daha kolay hale gelebilir.

İşte bu yüzden bazen:

“Ben neden yine bunu yaptım?”

diye sorarız.

Çünkü bazı şeyleri artık düşünerek yapmıyoruz.

Otomatik yapıyoruz.


Bilinçsiz beceri: Artık düşünmene gerek kalmaması.

Yeni bir şey öğrenirken nasıl olduğunu düşün.

Örneğin araba kullanmayı.

İlk başta direksiyonun başına geçtiğinde ne yapacağını tam bilemeyebilirsin.

Aynalara bak.
Kemerini tak.
Koltuk ayarını yap.
Vitesi ayarla.
Debriyaja bas.
Frene dikkat et.
Yola bak.
Sinyal ver.

Beynin aynı anda onlarca bilgiyi işlemeye çalışıyor.

Bu nedenle başlangıçta çok fazla bilinçli dikkat gerekiyor.

Sonra öğreniyorsun.

Bir süre sonra arabayı kullanırken bunların çoğunu tek tek düşünmemeye başlıyorsun.

Hatta bir noktada eve nasıl geldiğini bile tam olarak hatırlamadığın anlar olabiliyor.

Çünkü beceri otomatikleşmiş durumda.

Bu, öğrenme modellerinde bilinçsiz beceri / bilinçsiz yeterlilik olarak tarif edilen aşamaya karşılık geliyor: kişi beceriyi artık yoğun bir bilinçli çaba harcamadan gerçekleştirebiliyor.

Ve burada çok önemli bir ayrım var.

Otomatikleşen her şey iyi değildir.

Çünkü beynimiz yalnızca faydalı davranışları otomatikleştirmez.

İşe yaramayan davranışları da otomatikleştirebilir.

Mesela

-> Biri seni eleştirdiğinde hemen savunmaya geçmek.

-> Terk edilme ihtimali hissettiğinde karşı tarafı kendinden önce terk etmek.

-> Kırıldığında konuşmak yerine susmak.

-> Öfkelendiğinde saldırmak.

-> Bir ilişkide sınırın ihlal edildiğinde “aman şimdi sorun çıkmasın” diyerek geri çekilmek.

Bir başarısızlık yaşadığında:

“Ben zaten hiçbir şeyi beceremiyorum.”

diye düşünmek.

Neden sıklıkla “Yeter ki öğrenilmiş çaresizlik bataklığına düşme” dediğimi anlayabiliyor musun? Sebebi buydu.

Bunların her biri zaman içinde tekrar tekrar kullanılan otomatik tepkiler haline gelebilir.

Ve kişi artık bunları seçtiğini bile hissetmez.

Çünkü davranışın arkasındaki süreç bilinçdışında çoktan hızlanmıştır.

Önce tepkin gelir.

Sen de sonradan neden öyle yaptığını anlamaya çalışırsın.


Asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü insanın değişmesi için yalnızca “farkında olması” yetmez.

Bir davranışın farkına varmak başlangıçtır.

Ama asıl değişim, kişinin yeni bir davranışı öğrenmesiyle başlar.

Öğrenme sürecini kabaca dört aşamada düşünebiliriz:

Bilinçsiz beceriksizlik:
Ne bilmediğini bile bilmiyorsun.

Bilinçli beceriksizlik:
Artık bilmediğini fark ediyorsun.

Bilinçli beceriklilik:
Yeni beceriyi yapabiliyorsun ama dikkat etmen gerekiyor.

Bilinçsiz beceriklilik:
Beceri otomatikleşiyor; düşünmeden yapabiliyorsun.

İşte çoğu öğrenme süreci bu hareketi içeriyor.

Ama ben burada özellikle üçüncü aşamaya dikkat çekmek istiyorum:

Bilinçli beceriklilik.

Çünkü değişim açısından çok kıymetli bir yer burası.

Artık eski davranışının farkındasın.

Yeni davranışı da biliyorsun.

Ama henüz yeni davranışın otomatik değil.

Örneğin eskiden biri seni davranışıyla rahatsız ettiğinde hemen yüksek bir tepki gösteriyordun.

Şimdi ise önce davranışı değerlendirirsin.

Bu defa bir nefes alır, tepkini göstermeden önce bir durursun.

“Şu anda öfkelendim.”

diyecek kadar farkına varırsın içindeki duygunun.

Ve bu kez bağırmak yerine:

“Benimle bu şekilde konuşulmasını kabul etmiyorum.”

dersin. Ve topu karşı tarafa atarsın. Bir süre sonra sadece topu karşı tarafa atmakla kalmaz, yeterince pratik sonrası oyununu da doğru kurarsın.

Sürecin içindeyken bunu farketmek ve hamle değiştirmek gerekiyor.

O yüzden bunu yapmak senin için belki hala çaba istiyor.

Çünkü beynin henüz eski yolu tamamen bırakmış değil.

Önce yeni bir yol olduğunu keşfedecek, sonra yeni yolu kullanmayı öğrenecek.

İşte bu yüzden değişimin ilk dönemleri bazen yorucudur.

Halbuki tepki değiştikten sonra eski tepkin ile yeni tepkinin dışarı yansıma süresi nerdeyse aynı olacak.

Vakit alan, tepkinin kendisi değil, yeni tepkiyi öğrenme süreci.

Çünkü artık eski otomatik olanı bırakıp yeni ve bilinçli olanı seçiyorsun.


NDR koçluğunda neden “bilinçli beceriklilik” önemli?

NDR koçluğunun amacı sana sadece:

“Kendini fark et.”

demek değil.

Çünkü farkındalık tek başına davranış değişikliği değildir.

NDR’de kişinin önce otomatik çalışan düşünce, duygu ve davranış kalıplarını görmesini; ardından bunları anlamlandırmasını ve yeni seçenekler geliştirmesini hedefliyoruz.

Yani:

Ne yaptığını görmek.

Sonra:

Neden yaptığını anlamak.

Sonra:

Başka ne yapabileceğini öğrenmek.

Ve en önemlisi:

Yeni seçeneği gerçek hayatın içinde uygulamak.

Çünkü beyin yeni bir yolun varlığını bilmekle o yolu kullanmayı öğrenmiş olmuyor.

Denemek gerekiyor.

Tekrar etmek gerekiyor.

Hata yapmak gerekiyor.

Düzeltmek gerekiyor.

Yeniden denemek gerekiyor.

Nöroplastisite açısından öğrenmenin önemli tarafı da tam olarak burada: deneyim ve tekrar, beynin ilgili devrelerinin yeniden düzenlenmesine katkıda bulunabiliyor.


Çünkü amaç “artık böyleyim” demek değil.

Belki yıllardır öfkelendiğinde susuyorsun.

Belki sürekli kendini açıklamak zorunda hissediyorsun.

Belki insanları memnun etmek senin için otomatik hale geldi.

Belki reddedilmekten korktuğun için ihtiyaçlarını söylemiyorsun.

Belki bir ilişkide sorun çıktığında ya saldırıyorsun ya kaçıyorsun.

Ve bütün bunlar sana o kadar tanıdık geliyor ki:

“Ben zaten böyle biriyim.”

diyorsun.

Ama burada çok önemli bir soru var:

Ya “ben böyleyim” dediğin şeylerin bir kısmı aslında öğrendiğin şeylerse?

Öğrenilmiş olanın değiştirilebilmesi mümkündür.

Bu, bir gecede gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Ama beynin deneyime ve öğrenmeye yanıt verebildiğini biliyoruz.

Dolayısıyla mesele kendini zorla başka birine dönüştürmek değil.

Yeni bir tepkiyi öğrenmek.


NDR’nin hedefi: Bilinçli becerikli olmak

Ve NDR koçluğunda benim için asıl mesele tam burada başlıyor.

Sana yeni bir davranış öğretip:

“Artık bunu otomatik yap.”

demek istemiyorum.

Çünkü otomatiklik her zaman hedef değildir.

Önce bilinçli hale gelmek istiyoruz.

Çünkü bilinç, seçim alanı yaratır.

Öfkelendiğini fark etmek.

Korktuğunu fark etmek.

Kaçmak istediğini fark etmek.

Eski düşüncenin geldiğini fark etmek.

Ve sonra:

“Ben şu anda ne yapacağımı seçebilirim.”

diyebilmek.

NDR’nin amacı tam olarak budur:

Otomatik tepkiden bilinçli seçime geçmek.

Çünkü hayatımızı değiştiren şey her zaman ne hissettiğimiz değildir.

 

Bazen hayatımızı değiştiren şey,

hissettiğimiz şey ile yaptığımız şey arasına koyduğumuz o küçük bilinç alanıdır.

 

Ve o alan genişledikçe seçimlerimiz değişir.

Seçimlerimiz değiştikçe davranışlarımız değişir.

Davranışlarımız değiştikçe deneyimlerimiz değişir.

Ve tekrar eden yeni deneyimler, beynimizin yeni şeyler öğrenmesine zemin hazırlar.

NDR koçluğunda hedef, seni kendi hayatının otomatik pilotundan çıkarmak ve yeniden direksiyona geçirmektir.

Çünkü değişim, kendini başka biri yapmakla başlamaz.

Kendini artık eskisi gibi otomatik pilotta yönetmediğini fark ettiğin anda başlar.

Visited 2 times, 1 visit(s) today